3 Kasım 2016 Perşembe

AZLA MUTLU OLMAK Francine Jay

Yayın Evi: Aganta Kitap
Basım Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 203

Nedense bu aralar peşpeşe ev ve hayat düzeni üzerine kitaplar okuyorum. Marie Kondo'nun kitabından sonra Azla Mutlu Olmak'ı bitirdim, şimdi bir üçüncüsünü okuyorum (Mutluluk Projesi: Ev), dördüncüsü de sırada (Mutluluğun Mimarisi).

Aslında bu kitaplarda anlatılan düzeni yıllardır korumaya çalıştığım için, beni hayrete düşüren veya etkileyen pek fazla şey olmuyor ama yine de yeni düzenlemeler için motive eder hallerini seviyorum. Her birinden birkaç işe yarar öneri de çıkıyor, nihayetinde.

Derle, Topla, Rahatla kitabından katlama teknikleri yanıma kâr kalmıştı. Bu kitapta da yazarın, hatırası olan ama zevkimize uymayan/işimize yaramayan hediyeleri sonsuza kadar saklama zorunluluğumuzun olmadığı, hediyeyi veren kişinin bizi mutlu etmek için bunu yaptığı, dolayısıyla ona kullandığımızı gösterdikten ya da fotoğrafladıktan sonra daha çok işine yarayabilecek birine verebileceğimiz gibi bir önerisi var. Gerçekten önemli olan nesne değil, onun veriliş amacı, o duygu. Yine dağıtıyordum ama biraz suçluluk hissediyordum açıkçası, o yüzden bunu okumak iyi geldi. :)

Sonra yüzeyleri boş tutmaya dair; birkaç nesneyi bıraktığımız bir yüzeyin (masa, tezgah v.b.) diğer nesneleri nasıl mıknatıs gibi çektiğine ve ortalığın kolayca dağıldığına dair paragraflar var ki çok doğru.

17 yaşındayken gittiğim resim kursundan birkaç defter vardı mesela elimde, içinde karakalem çalışmalarım olan. Neredeyse her sayfanın ayrı bir güne dair hatıralarla dolu olduğu defterler.. Resim kursu iki otobüs değiştirerek gittiğim, evden bir saat uzaklıkta bir yerdi, en yakın arkadaşlarımdan biriyle buluşuyorduk, kahve içtiğimiz, kütüphaneye uğrayıp kitaplarımızı değiştirdiğimiz sabahlar, kurstaki berbat hoca ve bir ikisi hariç ürkütücü, tuhaf insanlar arasında kendi kafamızı yaşadığımız saatler v.b. Bunların hepsi sanki o çizimlerin içinde saklı gibiydi ve aradan uzun zaman geçmesine karşın bir türlü o defterleri atamıyordum.Bu kitabı okurken, 'içinden önemli olanı seç, gerisini yoket' mantığıyla en anlamlı bulduğum iki çizimi kopardım ve defterler gitti, rahatladım. Hepsini veremiyorsan, önemli olan küçük bir parçayı ayırmak, yine de güzel bir şey.

Dolapta uzun zamandır duran birkaç ahşap kutu da boyandı, cilalandı, hediye edildi, yine bu okuma esnasında. Öylece bekleyen nesnelerin değerlendiğini görmek, o tamamlama-bitirme hissi şahane bir şey. 

Kitapta 'sahip olmadan tadını çıkarmak' önerisi de çok yerindeydi bence, örneğin bir fincan kapuçino içmek için, kocaman bir kahve makinasına ihtiyaç duymadığımız gerçeği gibi. Arada sırada gider ve onu güzel yapan bir yerde içersin, hepsi bu. 

Bütün bunların ötesinde, bir şey satın alırken gerçekten gerekli olup olmadığını birkaç defa düşünmek de işe yarıyor. Bir yandan boşaltırken, diğer taraftan doluyorsa bir anlamı kalmıyor çünkü.

Düzenleyip azaltırken, kendime müsamaha tanıdığım üç kategori var; kitaplar, momijilerim ve kırtasiye malzemelerim. Kitaplar ve kırtasiyeleri de zaman zaman ayırıyorum, yine de onlar içinde saklamak istediklerim, gitmesine müsaade edebileceklerimden fazla. Herkesin kendi zevkine göre bu müsamaha alanları değişebilir diye düşünüyorum ama tabii kategori sayısını ve içeriği abartmadan.

Azla Mutlu Olmak, zevkle okuduğum, belli ölçüde faydasını da gördüğüm bir kitap oldu benim için.

Pekala, bunu, şunu ve diğer şeyi satın aldık. Havalara uçuyor olmamız gerekir, değil mi? Çoğumuz için yanıt 'hayır'. Gerçekte çoğunlukla tam tersi doğrudur: Bu nesnelerin çoğu -ve boş vaatleri- yavaş yavaş cebimizdeki parayı, ilişkilerimizin büyüsünü ve hayatımızdaki mutluluğu emer. [sf  11]

Gözden ırak eşyalar bile (ister salon çekmecesinde, ister bodrumda, isterse de şehrin diğer yakasındaki bir depoda olsunlar) zihnimizin bir yerlerinde kalmaya devam ederler. [sf 32]

William Morris'in şu sözü, benim en sevdiğim minimalist alıntılardan biridir: 'Yararlı olduğunu bilmediğiniz ya da güzel olduğuna inanmadığınız hiçbirşeyi evinizde tutmayın.' [sf 39]

6 yorum :

  1. Derle, Topla, Rahatla'yı da blogunda okumuş ve işime yaracağını düşünüp "bir ara okurum" diye not etmiştim :). Azla Mutlu Olmak'tan sonra o aranın bu ara olduğuna eminim :).
    Bu aralar beni çok darlamaya başlayan "kıyamama" problemim var benim. Burada yazdıkların bile motive olmama yaradı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yazı bir parça bile işe yaradıysa çok sevindim, o toplamalar dağıtmalar gerçekten ruha iyi geliyor. kolaylıklar dilerim. :)

      Sil
  2. Bu tür kitapları okumayı çok seviyorum, en son Sade'yi okumuştum ben de, önerilere uymak kolay değil ama elimizden geleni yapmalı, ben de itiraf edeyim "hatıra" değeri yüklediğim şeylerden ayrılmakta zorlanıyorum:) bu arada resim kursunu anlattığın paragraf o kadar hoşuma gitti ki, gözümde canlandı.. keyifli okumalar Biblio'cum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hatıraların fotoğrafını çekmek cidden iyi fikir, hatta aslı gerekmeyen evrakların v.s. de aynı şekilde fotoğraf olarak arşivlenmesi baya bir dağınıklığı ortadan kaldırıyor Eren'cim. O günleri yazarken aslında daha ne kadar çok şeyin olduğunu ve hafızamda durduklarını farkettim ben de, yazı iyice uzayıp anı defterine dönmesin diye yazmadım. Teşekkür ederim ve kolaylıklar dilerim ayırma, düzenleme işlerinde :)

      Sil
  3. bu benim de yakından ilgilendiğim bir konudur, dağınıklıktan ve yaşam alanımdaki fazlalıklardan hoşlanmıyorum. günümüz tüketim toplumu içerisinde satın alma olgusunu özellikle sorgulamamız gerekiyor bence de. satın aldıklarımızın ne kadarına gerçekten ihtiyacımız var ve yaptığımız alışverişler bizi beklediğimiz kadar mutlu ediyor mu örneğin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öyle gerçekten, tamamlayıcı cümleleriniz için teşekkür ederim :)

      Sil

Burası sukûnetin hakim olduğu, tenha bir kütüphane. İçinden geçenleri fısılda ki orada olduğunu bileyim.